“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

14 Kasım 2017 Salı

İçtenlikle mi Dersiniz ?!

            

         Bu yazının sonunda “ Hadi canım sen de…”  dedirtmemeniz için ikna gücünüzle değil, eylemlerinizle bu ülkenin sadık yurttaşlarını inandırmanız gerek. Onbeş yıl içinde uzaklaştırdığınız Cumhuriyet ilkelerini birer birer yerine koyarak başlamanız biraz sıcaklık yaratır başlangıçta. Zira bugüne değin bu noktadaki karneniz berbat. Bir Öğretmen olarak değerlendiriyorum; çok azında geçer not alıyorsunuz. Şu “ kapalı yerlerdeki sigara içme yasağı”na gönülden katılıyor size teşekkür ediyorum. Ama bunun ötesinde…

             *Eğitimden başlayalım. Bilmeniz gerekli. Bir ülkenin eğitimi, çocuklarının , dolayısıyla varlığının geleceği uyguladığı eğitim sistemine bağlıdır. Bu sistemin uluslar arası ortak paydaları Fen Bilimlerinde  ön almaktır. Eğitiminin odak noktası Fen değilse eğer, yarışı baştan kaybetmiş sayılır. Osmanlı’nın neden yıkıldığını anlamak için eğitimine bakmak yeterlidir. İskilip’li Şeyhülislam Ebussuud Efendinin Fen Bilimlerini yasaklamasıyla duraklama ve peşinden gerileme ile çöküş kaçınılmaz oldu. Batı, Kilisenin etkisinden kurtulunca, bilime ağırlık verdiği için ileri geçtİ. Biz “Keçeye pala sallarken” onlar pozitif bilimlerle elde ettikleriyle yarışı kazanmanın avantajındaydılar.

              Atatürk Devrimlerinin öncüsüdür eğitimdir. Tekke ve Zaviyelerin neden kapatılmış olduğunu düşünmeden, sizler, bu çağda da savunmaya geçerseniz ki öylesiniz. Karanlığa adım atıyorsunuz demektir. Osmanlı’da Tekke ve Zaviyelerin yobazlığa dönüştürüldüğünü, dini cehaletin elinde kutsiyetinden saptırıldığını görmezden gelemezsiniz. Çanakkale Savaşlarında bile Tıp Fakültesi öğrencileri, hatta Lise çocukları cepheye giderken, mollalar,dini eğitim alanlar askerlikten muaf tutuluyordu. Vatan savunmasında Dinimizin emri bu muydu?

            İşte Atatürk , eğitimde birliği sağlamak için Eğitim Birliği ( Tevhit-i Tedrisat) Yasasını getirdi önce. Ülkede tüm azınlık okullarını, yabancı okullarını kapattı. Peşinden kolayca okuma yazma öğretip açığı kapatmak için Yeni Türk ABC’sini kabul ettirdi (1928) Türk Milli Eğitimine nirengi olacak şu tesbiti yaptı. ( Bu sözü çok kullanıyorum önemli gördüğüm için)

            “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri eğitimin hududu ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin geleceğine, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla savaşma gereği öğretilmelidir.”

             Bu temele oturtulan Cumhuriyet eğitimi kısa sürede, bilimde, dilde,sanatta , estetikte değerli yapıtlar verdi. Dünyada belli sıralara ulaştı.  Ancak, yıllar İskilipli Atıfların yolunu izleme heveslileri, bilimsel eğitimi önemsemez oldular. Dini eğitim veren İHL’ler yüceltimek istendi. Programlardan Atatürk ilkeleri çıkarılak teokrasiye yönelindi. Bakanlarınız, her gelen ayrı bir yol içine girerken kimi zaman kendileriyle çeliştiler. Şu anda eğitimimiz gerçek bir Arapsaçına çevrildi. Dünya sıralamasında ancak 107 . Sırada yer bulabiliyoruz. Seçkin yapmak istediğiniz,ve büyük yatırımlar yaptığınız İHL’ler başarıda en sonlarda. Üniversitelerimiz dünya sıralamalarında ancak 532 . Sırada yer buluyor. O da sizin istemediğiniz  ODTÜ.
  
           Uzun etmeme gerek yok. Siz , Türk Milli Eğitimini aldığınız yere , ilerleme bir yana, 2002 düzeyine, kurumlarına , programlarına getirebiliyor musunuz ?

            *TBMM milletimizin güven ve hem YASAMA, hem de YAŞAMA kaynağımızdır. 
              Sizler, erkler ayrılığını yeniden asli güçlerine getirmeyi, TBMM’yi saygın durumuna dönüştürmeyi kabulleniyor musunuz? Yargıyı bağımsız bırakıyor munuz? Askeri okulları yeniden açıyor, siyasetin elini Ordudan çekiyor, Anayasal güvencesini uyguluyor musunuz?
             Sizler, özelleştirmelerden elde ettiğiniz ulusal gelirin nerelere gittiğinin blançosunu halka açıklayacak mısınız?
             Sizler, paralel yönetimlerdeki rolünüzün hesabını ulusa verecek misiniz?
             Sizler, Ulusal Bayramlarımızı aslına döndürecek, coşkuya katılabilecek misiniz?
             Sizler, Anayasanın ilk 4 maddesini, yaptığınız yemin doğrultusunda  savunacak, uyacak ve koruyacak mısınız?
             Sizler, bu ülkenin güzel insanlarına kendinizi gerçekten feda edebilecek misiniz?
             Sizler, “  YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ,” ilkesiyle ülkeyi yönecek misiniz?
             Sizler, Düşüncenin  ve Sanatın , bir ulusun varlığında temel unsur olduğuna inanacak ve “ Sanatın içine tükürenleri “ dışlayabilecek misiniz ?
             Sizler, Dinin kutsal olduğunu, gösteriş için kullanılmayacağına milleti inandırabilecek misiniz?
             Sizler, makamlara, Bireylerin LİYAKATLARINA GÖRE görevlendirecek misiniz.

            Biz Atatürkçüler, insanların fani,  DÜŞÜNCELERİN BAKİ  olduğuna inananlardanız. İnsanları değil, düşüncelerini kutsar, ülkemiz ve insanlarımızın hayrına nelerin olacağına bakar ve ona göre yol alırız. Ne diyoru Atatürk;

           “  Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir.”
           “ Milletin hayatı tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir.”
           “ Üreten Milletin Efendisidir .”
           “  Söz konusu vatansa kalanı teferruattır.”
           “  Eğer bir gün benim sözlerim bilimle çelişirse, SİZ BİLİMİ TERCİH EDİN .”
            “ NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE ! “

              Eğer en azından bu söylediklerimde olumlu adımlarınızı eylemlerinizde görebilirsek,
Sizin, Atatürk’ü anlamaya başladığınıza samimiyetle inanacağız. Aksi halde, daha önceleri söylemleriniz gibi bunun da bir kandırmaca olduğunu düşünerek , İnönü’nün dediği gibi

Hadi canım sen de “ demek zorunda kalırız.(13.11.2017)