“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

28 Kasım 2016 Pazartesi

Öğretmen Evlerinin İsimlerini Değiştirelim / İlhan_Günay

                                   
          
      
       Devletimiz her şeyin iyisini bilir. Biz de elimizden geldiğince Devletimize yardımcı olmaya çalışırız. Bugün de bir konuda yardımcı olmaya çalışacağım.

       Bugün çarşıda işlerimiz olduğundan öğle yemeğini Öğretmen evinde yiyelim diyerek eşimle birlikte Öğretmen evine geldik. Kapıdan içeri girmek isterken kapıda üç dört kişi bulunuyor ve sohbet ediyorlardı. Biri elinde bir zincir sallayıp duruyordu. İçeri girebilmek için bir müddet beklemek zorunda kaldık. Belli ki bu kişiler öğretmen değillerdi. Öğle yemeği için öğretmen evine gelmişlerdi.

        Herhalde bir kaç yıl oldu. Öğretmen evi kapılarını halka açtı ve herkes yararlanabiliyor. Ne güzel. Şimdi ben bir öğretmen emeklisi olarak aynı güzellikleri Orduevi ve Polis evi gibi yerler için de bekliyorum. Onları da halka açalım ki herkes yararlanabilsin. Öğretmenler nasıl halk ile birlikte olabiliyorlarsa subay astsubay ve polislerimizde halkla birlikte olabilirler. Sizce de öyle değil mi? Mesela askeri kamplardan biz de yararlanmalıyız çünkü onlar bizimkilerden yararlanabiliyor.

       Eğer bunu yapamayacaksak şimdi buradan teklif ediyorum Öğretmen evlerinin isimlerini değiştirelim. Çünkü halkımız buradaki herkesi öğretmen zannediyor. Bunlar ne biçim öğretmen diyebiliyor. Ben bunu kendime yakıştıramıyorum.

        Orduevlerinin ve Polisevlerinin isimleri aynen kalabilir. Çünkü başkaları giremiyor. Ama Öğretmen evlerine artık Öğretmen evi demeyelim. Halkevi veya Devlet evi ya da Devlet Sosyal tesisleri gibi isimler koyabiliriz. Ya da büyüklerimiz ne uygun görüyorsa o ismi koyabiliriz ama Öğretmen evi olmasın.

        Eskiden öğretmenin toplum içinde çok önemli bir yeri vardı. Maalesef yürütülen politikalarla öğretmen bu önemini giderek kaybetti. Sıradan kişiler haline getirilmeye çalışıldı. Eskiden beş on kişi arasından öğretmenler rahatlıkla seçilebilirken şimdi seçilemez hale geldi. Kravat yok. Saç sakal birbirine karışmış. Kimisi ceket dahi giymez olmuş. Okula gelen vatandaşlar idareden ve öğretmenlerden hesap sorar hale gelmişler. Öğretmenler işlerini kaybetme korkusu ile yaşamaya başlamışlar.

      Sonra biz bu öğretmenlerden hala fedakârlık bekliyoruz. Hala başarı bekliyoruz. Yeni öğretmenlerin hepsi adaylığımızı kaldırmazlar korkusuyla Eğitim Bir Sen sendikasına girmek zorunda kalıyorlar. Bayan öğretmen adaylarından bir kısmı başörtüsü takıyorlar ki kendilerine kimse dokunmasın. Çünkü korkuyorlar. Dini inançlarından dolayı başını kapatanlara tabi ki saygı duyuyorum.

        Bu şartlar altında çocuklarımızdan başarı bekliyoruz. Kendi geleceğinden korkan bir öğretmen nasıl bir eğitim ve öğretim verebilir. Nasıl öğrencilerine demokratik davranabilir. Zor dostum zor.

      Her yıl müfredatların, kitapların, yöntemlerin değiştiği bir eğitim sisteminden kimseye fayda gelmeyeceğini yediden yetmişe herkes biliyor. Bunun için bütün siyasal partiler bir araya gelip hep birlikte yeni bir sistem kursunlar. Bir daha da kimse bu sisteme dokunmasın. Her siyasal parti iktidara geldiğinde bunu değiştirmeye kalkmasın.

       Herkes gibi ben de Türkiye'nin başarılı olmasını, Dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında yer almasını canı gönülden diliyorum.

       Saygılarımla.
                           H. İlhan GÜNAY ( Emekli Öğretmen)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder