“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

14 Aralık 2016 Çarşamba

"Güneş umuttan şimdi doğar"



İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır, zarardadır.”sözünü yaygın olarak kullanmakta fakat maalesef gereğini yapmamaktayız. Kimilerinin uydurma hadis, kimilerinin de zayıf hadis dedikleri bu sözden anladığımız her an ilerlememizin gerektiğidir. Hem dünyamızın, hem ahiretimizin mamur olması için ilerlememiz şarttır.
İlerleme derken hem nicelik hem de nitelik bakımından ilerlemeyi kast ediyoruz. Yine hukukta, eğitimde, ekonomide, yönetimde vb. alanlarda ilerlemeyi kast ediyoruz.
“Halk arasında hayli yaygın olan bu cümle, aslında uzun bir hadisin bir parçasıdır. Hadisin aslı şöyledir: “İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır. Bugünü dününden kötü olan lanetlenmiştir.” (1)
İnşallah lanetlenmiş bir toplum olmayız. İnşallah çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarız.
 Tabii, ilerlemek için “inşallah” “maşallah” yetmez. Çok çok çalışmamız gerekir. Çalışmamız gerekir derken sadece yöneticilerimizin, memurlarımızın değil hepimizin çalışması gerektiğini kastediyorum. Hepimiz uhdemize düşen görevlerimizi bihakkın yerine getirmeliyiz.
 “Şahsen ilerlememize nasıl katkı sağlayabilirim?”diye düşünüp duruyorum. Ancak kendime göre doğruları yazarak teşvik etmekten, gayrete sevk etmekten başka elimden bir şey gelmiyor. Keşke gelebilseydi de görevlerine liyakatleriyle gelmemiş olanların yerlerine işlerin ehli olanlarını getirebilseydim.
“Edebilseydim, yapabilseydim” lâflarını da geçerek mevcut durumumuza bakalım. Sonra da hep beraber ne yapmamız gerektiğini düşünelim.
Mevcut durumumuz iç açıcı mı? 
 Mevcut durumla ilgili, nasıl ilerleyeceğimizle ilgili şekil bakımından çok çok güzel raporlar hazırlanmıştır. Bu raporlara dayalı olarak birçok genelge yayınlanmıştır. Ama sadece raporlarla, genelgelerle ilerleme sağlanamayacağı düşünülmemiştir. Kaldı ki şekil bakımından hatta özü itibariyle güzel olan raporlarda gerilemeye neden olan unsurlara nedense hiç değinilmemiştir. Bu bakımından bu raporları objektif olarak kabul edemeyiz. Kaldı ki uygulamadıktan sonra raporlar objektif olsa bile işe yaramaz. TODAİ’de bir hocamız “Alt kattaki raflarda tozlanmış birçok rapor var.”demişti.
Bunları da geçelim.
Henüz tozlanmayan bir rapordan ve onunla ilgili yazılardan söz edeceğim. Daha doğrusu siz de bunları okumak isteyebilirsiniz diye bir alıntı yapıp adreslerini yazacağım.(2) Ancak daha önce şunu da eklemek gereğini duyuyorum:
A, B, C, D, E devletlerinin dünkü ilerleme puanları eşit, rakamsal olarak 3 diyelim. Bugün A 6, B 7, C 8, D 9 puana, E’de 4 puana çıkmış durumdadır. Başka deyişle hepsi ilerlemiş; ama E diğerlerinin durumuna göre ilerlemiş mi sayılır, gerilemiş mi sayılır?
 Bu soruyu niye sorduğumu anlamışsınızdır. Yetkili büyüklerimiz gözlerimizin içine baka baka ilerlediğimizi söylüyor. Keşke dedikleri gibi olsa. Bu konulara az çok vakıf biri olarak gerilediğimize üzüldüğümüz bir tarafa bizi aptal yerine koymalarına da üzülüyoruz.
Aslında durumumuzu tespit etmek için uzman olmak da gerekmez. Şöyle bir bakın; manevi değerlerimiz ne durumda? Doğruluk, adalet, merhamet, iyilik, vefa, incelik, çalışkanlık, özveri gibi değerler kaldı mı? Ahlâken ne durumdayız. Yalancılık, hırsızlık, fuhuş, cinayet, kandırma, göz boyama, adam kayırma vb. vakalar arttı mı eksildi mi?
Meslek liselerine gidenler mezun olunca mesleklerinde başarılı olabiliyorlar mı? Bırak liseleri üniversite mezunlarının durumu nasıl?
Ee, yazık değil mi?  Geleceğimizi karartmaya kimsenin hakkı olmamalı. İşleri ehline teslim etmeliyiz.
Her şeye rağmen umutsuz olmamak gerekir. Geçenlerde bir kitap reklamı çok dikkatimi çekti. Okumadım ama başlığı da yetti bana: “Güneş umuttan şimdi doğar.”(3)
Umutların kaybolmaması dileğiyle.
Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul
__________________________
1.      Ebubekir Sifil, 31 Ocak 2010
2.      Bkz. Ek okumalar
3.      Güneş Umuttan Şimdi Doğar - Türkan Saylan Kitabı, Söyleşi Mehmet Zaman Saçlıoğlu, http://www.dr.com.tr/Kitap/Gunes-Umuttan-Simdi-Dogar-Turkan-Saylan-Kitabi/Edebiyat/Soylesi/urunno=0000000153622

*********************************************************

Ek Okumalar

              Türkiye Cumhuriyetinin içinde bulunduğu bunalımlı tablonun sebeplerinden en önemlisi eğitim ve öğretimde geri bırakılmışlıktır. 
           Gündemimiz oldukça yoğun, izah edilmesi güç sorunlar yaşadığımız kesin. Bütün bu sorunların sebeplerinin başında yine eğitim ve öğretimde geri kalmışlığımız yatar.
                 Herkes sözde eğitim ve öğretimin önemli olduğunu söyler; ama eğitimle ilgili konuları pas geçer veya karambole getirir. 
         Aşağıdaki alıntıları düşüne düşüne okursak, hele yazıların tamamını okursak eminim ki yararlanırız.
               Yararlı olması dileğiyle.
Sabahattin Gencal

pısa raporları ile ilgili görsel sonucu



Milli Eğitim Bakanlığı, 
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA)na ilişkin 
ön rapor yayımladı

MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü, OECD tarafından 2000 yılından itibaren başlatılan dünyanın en kapsamlı eğitim araştırması niteliğinde olan PISA'nın 2015 sonuçlarına ilişkin veri tabanındaki veri ve dokümanları kullanarak rapor hazırladı.

OECD tarafından 2000 yılından itibaren 3 yılda bir yapılan PISA araştırması, OECD üyesi ülkeler ve diğer katılımcı ülkelerdeki zorunlu eğitimi bitiren öğrencilerin modern toplumda yerlerini alabilmeleri için gereken temel bilgi ve becerilere ne ölçüde sahip olduklarını ortaya koymayı hedefliyor. PISA araştırmasının hedef kitlesi 7. sınıf ve üzeri sınıf düzeylerinde örgün eğitime kayıtlı olan 15 yaş grubu öğrenciler oluşturuyor.

PISA 2015 uygulaması, 35'i OECD üyesi olmak üzere 72 ülke ve ekonomideki yaklaşık 29 milyon öğrenciyi temsilen 540 bine yakın öğrencinin katılımıyla geçen yıl gerçekleştirildi. (1)

*
PISA 2015 Sonuçları: Türkiye okuduğunu anlamıyor!

Uluslararası eğitim değerlendirme testi, 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor. Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi.
OECD raporunu değerlendiren Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adnan Tercan, matematik öğretiminde zekâ problemi değil sistem ve yöntem problemi olduğunu söyledi.(2)

*
PISA değerlendirmelerinde gösterilen performans önemlidir

PISA, istatistiki olarak son derece temsili bir örneklemi kapsadığı için dünya eğitim ligini ve ülke sıralamalarını gözler önüne seren tek çalışma olarak anılıyor. Hatta bugün dünyanın en iyi eğitim sistemlerine sahip olduğunu düşündüğümüz ülkelere bu payeyi vermemizin yegâne sebebi PISA değerlendirmelerinde gösterdikleri performanstır. (3)

*
PISA Testleri karar vericilere kılavuzluk etmektedir

PISA Yönetim Kurulu ve bu organa bağlı olarak çalışan, PISA Testlerini ulusal düzeyde uygulayan uzmanların temsil edildikleri Ulusal Proje Yöneticileri Grubunca yönetilen Testler, karar vericilere ayrıca aşağıdaki alanlarda kılavuzluk etmektedir.

- Eğitimde fırsat eşitliğinin ne derecede hayata geçirildiğinin objektif bir şekilde ortaya konulması;

- Hangi okulların daha başarılı olduğunun tespit edilmesi;

- Eğitimde cinsiyetler arasında başarı farklılıklarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi;

- Yaşam boyu eğitim imkânlarının temini amacıyla yapılması gerekenlerin tespit edilmesi;

- Eğitim politikalarını tespit edenlerin kapsamlı bir veri tabanına sahip olmasının sağlanması. (4)

*

Türkiye sonlarda yer alıyor

OECD üyesi 72 ülkede, 15 yaşındaki 540 bin öğrenci üzerinde yapılan araştırma sonuçlarının yer aldığı PISA raporu bütün hükumetlerin bir barometre olarak kabul ettiği ve eğitim politikalarını belirleyen bir rapor olması bakımından önemle takip ediliyor.
Bilim, yazı, matematik, problem çözümü gibi sınavlara tabi tutulan öğrencilerden alınan sonuçları analiz eden OECD uzmanları, sonuç analizlerini PISA 2015 raporunda yayınladı.
Türkiye, ortalaması 493 olan Bilim sıralamasında 425 puanla, dil ve ortalaması 493 olan dil ve yazı sıralamasında 405 puanla, ortalaması 490 olan matematik sıralamasında ise 413 puanla tüm alanlarda ortalamanın çok gerisinde kaldı. (5)
*
OECD Eğitim Raporu'nda Türkiye İçin Kara Tablo
Eğitim haritasında Türkiye, Cezayir, Tunus, Malta, Yunanistan, Doğu Avrupa ülkeleri, Brezilya, Peru, Kolombiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland ve Endonezya ile birlikte en alt seviyeyi belirleyen kırmızı renkte gösterildi. (6)
*
Gerekli önlemler alınmalı
Bu çerçevede, bugünden gerekli önlemler alınmadığı takdirde, ekonomik gelişme potansiyelimiz sınırlanacağı gibi, gelecek kuşaklarımızın refah seviyesinin de arzu edilir bir düzeyde gerçekleşmesi engellenmiş olacaktır.(7)
*
Puanını en çok düşüren ülke
Türkiye 2006-2015 yıllarında PISA'ya kesintisiz katılan ülkeler arasında puanını en çok düşüren ülke (8)

*
Geleceğe hazırlamada efektiflik

PISA değerlendirmeleri, “ülkeleri sıralamayı değil, hangi ülkedeki eğitim sisteminin çocukları geleceğe hazırlamada daha efektif olduğunu göstermeyi” amaçlıyor. Program, 3 yılda bir düzenleniyor. (9)

*
Liyakat yerine partizanca davranışın sonucu 

Eğitim alanında gelinen kötü tablonun liyakat yerine partizanca davranışın sonucu olduğuna vurgu yapan Özyiğit, “Okul müdürleri, liyakatsiz İmam-Hatip mezunları arasından seçiliyor. Bu not, liyakat esasını unutmanın, partizanca atama ve görevlendirme anlayışının sonucudur. Türkiye’de eğitim sistemi 2002’den bu yana alarm veriyor. Eğitim kurumunun iflas ettiği bile söylenebilir. Eğitim yöneticisi atamalarında liyakat aranmalı, partizanlıktan vazgeçilmelidir.

Eğitim sistemi, tutarlı ve uyumlu, Türkiye’nin ihtiyaçlarına denk düşen, laik, bilimsel, demokratik ve çoğulcu bir anlayışta olmalıdır” dedi. (10)
*

Dindar ve kindar nesil nal topluyor
PİSA sonuçlarının ortaya serdiği gerçekler şunlar:
- Türkiye’nin eğitim seviyesi OECD ortalamasının altındadır.
- Türkiye’de eğitimin seviyesi, yükselmemekte, bilakis yıldan yıla düşmektedir.
- AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana düzey düşüşü ivme kazanmış bulunmaktadır.
- Eğitimin, son 12 yılda ivme kazanmış olan düşüşü, hem kendi içinde, hem de OECD ülkeleri ortalamasıyla kıyaslandığında, AKP’nin Milli Eğitim politikası ülke çıkarları açısından son derece zararlı olmuştur.
Hemen belirtmek isterim ki, bu noktaya bilerek, isteyerek, büyük çabalar harcayarak gelinmiştir.
Sonuç, AKP iktidarının temel taşlarından biri olan “eğitim karşı devrimi”nin ürünüdür. (11)

*

Yazarımız çok rahatsız!

08.12.2016 Perşembe
PISA sonuçlarına göre Türkiye'nin, 12 yıl önceki sonuçlara göre daha da düşük performans gösterip, sıralamada 70 ülke içinde fende 51'inci, Matematikte 48'inci, okumada 49'uncu sırada yer almasından, EF İngilizce Yeterlilik İndeksine göre (EF EPI), Türkiye’nin en kötü İngilizce konuşan ülkeler  (very low proficiency) kategorisinde olmasından, devletin karar verme mekanizmalarında çalışacak veya çocuklarımıza öğretmenlik yapacak kişilerin, KPSS’de bilmenizin ya da bilmemenizin hiçbir önemi olmadığı ezber sorularıyla seçilmesinden, duyduğu rahatsızlık yüzünden bugünkü yazını yazamamıştır. (12)

            *
Her üç alanda da 35. sıradan 50. sıraya gerileyen bir durum var. 

Eğitimciler bu durumu “ezberci eğitim”e bağlıyorlar. Genelde haklılar. Ancak sorun bundan çok daha derinde yatıyor. Ezberci eğitimi -ben de dahil- çok eğitim düşünürü eleştirdi. Ama bu 14 yılda çok daha farklı bir dönüşüm oldu:

Tarikatlar eliyle yapılan dinsel eğitim, öğrencilerin zihinsel becerilerini çok olumsuz etkiledi. 
Siyasal iktidar her söyleminde “dindar ve kindar gençlik” hedefini gösterdi. Arapça, Osmanlıca, İslam tarihi, İslam inancı eğitimin en büyük hedefi yapıldı.
Böylece;
Soru sorması yasaklanmış,
Tartışması engellenmiş,
Farklı düşünmesi suçlanmış,
Karşı çıkması dışlanmış bir öğreti, eğitimin temeli yapıldı. 
PISA, bileni değil, düşüneni değerlendiriyor.
Bilmeyi değil, bilgiyi kullanmayı ölçüyor.
Seçenekleri fark etmeyi, seçenek üretmeyi arıyor.
Bellemeyi değil, tartışan düşünceyi önceliyor.
Hadi bunlar eğitiminizde yok.
Hukukunuzda var mı?
Yargıcınız var, savcınız var, kanunlarınız var, Saraylarınız var ama ADALETİNİZ YOK. (13)
           *
Böyle gitmez; gitmemeli! 

      Cumhuriyetin kuruluş yıllarında eğitimin birliğini bilimsel bilginin yol göstericiliğinde ve çağdaşlaşma amacıyla birleştiren Türkiye, sonrasında bunu sürdüremedi.
Günümüzde ekonomik ve toplumsal gelişmenin motoru, itici ya da çekici gücü bilimsel ve teknolojik gelişmedir. Bir toplum ekonomisiyle, kamu yönetimiyle, eğitimi, sanatı ve kültürü ile ne kadar bilimsel ilkelere göre davranırsa o kadar gelişebilmektedir. Bütün bunların temeli de çocuğun ve gencin beyninin ve fiziğinin özgürleşmesinden; yeteneklerini ve yaratıcılığını geliştirerek kendine ve toplumuna sunma olanağı bulmasından geçiyor.
Eğer bu başarılamıyorsa ülke yalnız küresel gelişme ve çağdaşlaşma yarışından geri düşmekle kalmaz, toplum bir çuvala doldurulmuş kediler gibi birbirini yer, tüketir. (14)
*
Eğitimde tespit ve çözüm

       OECD’nin, 35’i üyesi 72 ülkede yaklaşık 29 milyon öğrenciyi temsilen 540 bin öğrencinin katılımıyla gerçekleştirile “uluslar arası eğitim ölçümü”nde, Türkiye’nin 15 yaş grubu 5 bin 895 öğrencinin tabi tutulduğu testte son sıralarda yer almasına hâlâ doğru bir teşhisin konulmaması çarpıcı.
           AKP hükûmetlerinde -6 yılı aşkın- en uzun sürede Millî Eğitim Bakanlığı yapan Hüseyin Çelik’in, “Millî Eğitim’in Halleri” değerlendirmeleriyle yeni Bakana tavsiyeleri bu açıdan fevkalâde önemli.
             Öncelikle dershaneleri ortaya çıkaran sebepleri iyi bilmek gerektiğini kaydeden Çelik’in, “Dershaneler bir sebep değil, bir sonuç. Bu sonucu ortaya çıkaran sebepler var oldukça bu sonuç hep ortaya çıkacak” sözleri, eğitimde dershane gerçeğini ortaya koyuyor. (http://huseyincelik.net/arsivler/3569)

          Yılda 12 sınav garabeti

           Tasfiye edilen dershanelerin yerine bugün ikame edilmek istenen okul kursları, özel kurslar ve özel derslerle âdeta bu boşluğun kayıtdışı doldurulmaya çalışılması; Çelik’in “Tüm dershaneleri bir anda kapatsanız bile, ihtiyaç devam ettiğinden, bu faaliyet tıpkı bugün olduğu gibi illegal olarak, kontrolsüz ve daha kötü şartlarda yapılmaya devam edilecek” görüşünü doğruluyor.
           Diğer bir sorun, sınav sistemiyle sık sık oynanması. Bakanlığı döneminde Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) yerine yılda üç defa yapılan Seviye Belirleme Sınavı’nı (SBS) getirdiklerini belirten Çelik’in, daha sonra merkezî sınavların toptan kaldırılacağı vaadinden yılda TEOG adı altında 12 sınav çıkarılmasını misal vermesi bu açıdan dikkat çekici.
          Bu meyanda “Toplamda 6 gün süren sınav 81 il, 852 ilçe ve 10 yabancı ülkede yapılmaktadır. Ayrıca bu sınavlar eskiden olduğu gibi hafta sonu değil, hafta içi yapılıyor. Sınavı olsun, olmasın okullar tüm öğrenciler için iki gün tatil. Sınav var diye girilen uzun süreli fiilî tatil havası da işin cabası” yakınması, eğitimde silbaştan emr-i vakilerin tahribatının ikrarı. (huseyincelik.net, 13.6.16)
          SBS’nin 2013 rakamlarıyla kamuya mâliyetinin 13.5 milyon lira olmasına karşı TEOG’un ise aynı yıl rakamlarıyla 100 milyon liraya mal olduğunu nazara verip, “Amerika’yı yeniden keşfetmenin anlamı yoktur. Dünyada başarılı olmuş ve bizim şartlarımıza da uyan kalıcı bir sistemi yerleştirelim ve sabah akşam çocuklarımızla oynamayalım” çağrısı ve uyarısı, sistemi yakından tanıyan eski bir Eğitim Bakanı’nın tesbiti olarak oldukça anlamlı.
        Yanlışlar düzeltilmeli

        Aslında önceki Millî Eğitim Bakanı Navi Avcı’nın, “Bugünkü eğitim modeli, okul binalarının özelliklerinden sınıfta oturma düzenlerine kadar 19. yüzyılda şekillenmiş bir anlayışın ürünü. Eğitim modelinin aynı anlayışla bugün de yoluna devam etmesi artık çok zor. Zamanın ruhuna göre güncellenmesi ve formatlanması gerekiyor” şikâyeti, Türkiye’yi eğitimde sınıfta bırakan kırıklarla dolu karnesinin itirafı. (Gazeteler, 6.12.2015)
          Kısacası, OECD’nin Türkiye’de eğitimin durumu on üç yıl gerisine düştüğünü ortaya koyan son raporu, eğitimcilerin analiziyle “yap-bozlu” sistemden ve yöntem probleminden kaynaklanıyor.
Bakanlık, siyasî hesâplardan uzak ölçülebilir rasyonel performans hedefi koymalı; ”otokontrol mekânizması geliştirilmeli; Türkiye’nin eğitim meselesine doğru tesbitlerle çözümler bulunmalı. (15)
           *
          Eğitim sisteminin ıslâhı

Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı’nın (OECD) ölçümlerinde, Türkiye’nin eğitimde sondan üçüncülükle sınıfta kalması, eğitim sisteminin ciddî restorasyonunu zarurî kılıyor.
2006’da OECD ülkeleri arasında Fen Bilgisinde 43. sırada yer alan Türkiye’nin 52. sıraya düşmesi, Matematikte 44. sıradan 50’ye gerilemesi ve öğrencilerin kendi dilinde okuduğunu anlamada 50. sırada kalmasıyla yeni nesillerin anlama ve kavrama kapasitesinin durumu, ilkokuldan üniversiteye Türkiye’nin eğitim sorununun vahim vaziyetini açıkça bildiriyor.
Vakıa şu ki, son 14 yıllık AKP iktidarında 6 defa hükûmetin değişmesine karşı, aynı iktidarın her yeni bakanıyla her şeyin silbaştan ele alınmasıyla 13 kez değiştirilen eğitim sisteminin tam bir kargaşaya döndüğü iktidar cânibince de ikrar ediliyor.
 En son Mart 2012’de Millî Eğitim Bakanlığı’ndan ve hatta bakandan habersiz, iktidar partisi milletvekillerinin dahi bilgileri olmadan, hiçbir plâtformda tartışılmadan tepeden yaptırılan “teklif”le gece yarısı operasyonlarla Meclis’ten apar topar geçirilen “4+4+4 yasası” başta olmak üzere Türkiye’nin eğitim meselelerinin ele alınmasının gereğini gösteriyor.
Her ne kadar iktidara ilişik medyadaki kalemşorlar, tıpkı ekonomide olduğu gibi eğitimdeki gerilemeyi de “bütün dünyada eğitim geriliyor” türü “gerekçeler”e bağlasalar da, sözkonusu rapor, Türkiye’de eğitimin niteliğinin ve kalitesinin gittikçe düştüğünü bir kez daha ortaya koyuyor.
Rapordan dersler çıkarılmalı

Millî Eğitim’in devâsa sorunları ve devletin başarısızlığı hep çarpıtıldı, çarpıtılıyor. Siyasî söylemlerle, medyatik propagandalarla eğitimin sorunlarının çözüldüğü pompalanıyor; problemler hep kamuoyundan saklanıp örtbas edildi, ediliyor.
Bundandır ki, Ankara, politik polemiklerden azâde olarak son OECD raporundan çıkaracağı derslerle ve değerlendirmelerle eğitimde bir “yol haritası” çizmeli; eğitim sistemini ıslâh edici çâreleri ve çözümleri mutlaka hayata geçirmeli… (16)

*
Eğitimin hâl-i pür melâli…

Her üç yılda bir yapılan ve hafta başında (5 Aralık 2016’da) Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) Uluslararası Öğrenci Performansı Değerlendirme (PISA) 2015 eğitim raporu, karambola getirilen gerçek gündemlerden biri.
Diğer alanlardaki gerilemelerle…

Aslında Türkiye’nin eğitimdeki gerilemesi, başta “demokrasi”, “hukukun üstünlüğü”, “temel hak ve hürriyetler” ve “insanî gelişmişlik” olmak üzere diğer alanlardaki gerilemelerle doğrudan bağlantılı.
Mâlum en son The Economist’in “özgür ve âdil seçim”, “vatandaş özgürlükleri”, “devlet fonksiyonları”, “politik katılım” ve “siyasî kültür” kategorilerinde ölçülen “demokrasi endeksi”nde Türkiye, 167 ülke arasında 97. sıraya gerilediği tesbiti yapılmıştı.
Bu vaziyetiyle “tam demokrasiler”, “yarı demokrasiler” sınıfından düşüp “kusurlu demokrasiler” kategorisine dahi alınmadığı; “temel hak ve özgürlükler”de alan Türkiye, hak ve özgürlük ihlâllerinin yoğun yaşandığı baskıcı ülkeler arasında sayıldığı, “hibrit-karma melez”, “otoriter rejimler” arasında yer aldığı açıklanmıştı. (Gazeteler, 22.10.16)
Keza, AB Türkiye İlerleme Raporu’nda dikkat çekildiği gibi, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün, “2016 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu”nda da açıklanan haliyle basın özgürlüğünde iki sıra daha gerileyerek 180 ülke arasında 151. sıraya düşmüş; çok seslilik, bağımsız basın, oto sansür, şeffaflık, yasal düzenlemeler, altyapı ve gazetecilere yönelik saldırıların ölçü alındığı “Basın Özgürlüğü Endeksi”nde Türkiye Rusya’nın da gerisinde kalarak Tacikistan, Kongo ve Brunei arasında, otoriter eğilimlerin, ideolojilerin ve hükümetlerin kamu medyası üzerindeki kontrol ve baskılarının olduğu ülkeler kategorisinde kalmıştı.
Dünya Adalet Projesi’nin (JWP) “2016 Küresel Hukukun Üstünlüğü Endeksi” verileriyle, Türkiye, “iktidar denetiminin en az olduğu ülkeler”in 6’ncısı olması; “genel sıralama”da 113 ülke içinde 99’uncu sıradaki Türkiye, “temel haklar” kategorisinde 105, “suç adaleti sistemi”nde 75, “sivil adalet sistemi”nde 86., “güvenliğin sağlanması”nda ise 98. sırada kalmasıyla yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının olmamasıyla hukukun üstünlüğünde arka sıralarda yer bulabilmişti.

“Eğitim sistemi yaz boz!”

Bunun yanısıra AB İlerleme Raporu’nda da dikkat çekildiği gibi Türkiye BM’nin “temel insanî kalkınma göstergeleri”ne göre, “insani gelişim endeksi” değeri oranında OECD bölgesi içinde son sırada. (Bianet, 13.11.16) Yine BM Kalkınma Programı’nın (UNDP), “hayat beklentisi” “eğitim”, “bilgiye erişim” ve “gayrisafi milli hasıla”yı kriter olarak ele alan Türkiye “insanî gelişmişlik endeksi”nde, 177 ülke arasında 84’ncü.
Özetle, bütün göstergeler Türkiye’nin eğitimdeki başarısızlığını su yüzüne çıkarmakla, ciddî eğitimin ciddî yapısal sorunları olduğu ve vahametini açığa çıkarıyor. Bunların başında sistemin bozukluğu, eksikliği ve müfredatın sık sık değişmesi geliyor.
Türkiye’nin biran evvel eğitim sistemini ıslâh etmesi gerekiyor…(17)
*
Türkiye eğitimi dert etmeli

Pisa 2015 Raporunu New York Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Selçuk Şirin CNN’de canlı yayına bağlanarak değerlendirdi. Sonuçlara “Felâket” yorumunu yapan Prof. Dr. Şirin, “(Bu test) bildiklerimizi bir anlamda doğrulamış oldu” dedi. Üç yıl önceki sonuçların da alarm verdiğini söyleyen Prof. Dr. Şirin, bu sonuçlardan sonra artık uyanılması gerektiğini ifade ederek “Biz şu anda okul çağında olan bu kuşağı hakkıyla eğitemezsek onlara bu yüzyılda başarılı olmak için gerekli becerileri kazandıramazsak. Tıpkı sanayi devriminde geç kaldığımız gibi yüksek teknolojiye dayalı yeni çağda da geç kalacağız (...)” dedi.
“Siyaset üstü bir mantıkla”

Prof. Dr. Şirin, bunun üzerine “Türkiye’de acil olarak siyaset üstü bir mantıkla bu uluslar arası verileri inceleyip buradan önümüzdeki 10 yılın 20 yılın haritası çıkartacak bir şûrâ toplamamız lâzım. Eğitim şûrâsı” dedi.
Eğitim bütçesi arttı, kalite düştü

Pisa sonuçlarının son 15 yılda yapılan eğitim reformlarının hiçbir işe yaramadığını gösteren sonuçlar verdiğini vurgulayan Dr. Şirin, “(Eğitimde) geriye doğru bir gidiş var bırakın ileri gitmeyi” dedi.
Dr. Şirin “Bugün Türkiye’nin, eğitimi dert etmesi lâzım. Bir gün olsun futbol konuşacağımıza, ‘dolar 3 kuruş indi mi çıktı mı’ konuşacağımıza eğitim konuşsak çok önemli bir adım atmış oluruz” diyerek sözlerine son verdi.(18)
*
Çocuklar matematikten kalmış, şimdi ne yapacağız?
  
Öğretmenlerin bakanlıktan kovulduğu gün


Politikacılara laf etmeden evvel Milli Eğitim Bakanlığı’nın adını zikretmeliyiz.

Milli Eğitim Bakanlığı maalesef kendilerine göre ideoloji tespit eden ve etrafı buna göre tarumar eden öğretmen kadrolarından oluşur. Bunların partileri mühim değildir. Bakanlıktaki hademelerin kapıya gelen öğretmenleri kovalamaya başladığı günden beri vaziyet buna dönüşmüştür. Altı ay, bir sene ABD’de eğitim görenler kendilerini Pestalozzi [Johann Heinrich Pestalozzi, 1746-1827, İsviçreli pedagog ve eğitim reformcusu] zanneder.

Başka tahribatlar da var. Bir konferansta ünlü matematikçimiz Cahit Arf, “Liselere modern matematiği sokmak benim günahımdır” demişti. Klasik matematikten modern matematiğe geçişin mahzurlarını gözlemlemek ve hüküm vermek benim işim değil. İşin başındaki otorite söylüyor. Çocuklarımızı deneme tahtası yaparsak bu gibi sonuçlara alışkın olmalıyız.

‘Bu memleket cahil geldi cahil gidiyor’ denmesin

Dördüncü ve beşinci gelen Finlandiya ve Estonya aynı dil grubundan akraba ülkelerdir. Bu iki komşu arasındaki eğitim ve kültür alanındaki işbirliği yüksek seviyededir. 72 ülkenin yarısı 490 ile 556 puan arasındayken, Türkiye ve Arnavutluk öğrencileri bilim ve matematik sıralamasında bunlardan 100 puan aşağı düşüyor. Güney Amerika ülkeleriyle bir gruptalar. 15 yaşın üzerindeki bu gençliğin vahim durumu için kimler hesap verecek, bunu düşünmek gerekir. Bir arkadaşım “Beş yıl evvel daha iyi bir netice alınmıştı, kabahatli bütün çocuklardaki tablettir” dedi.

Medeniyeti takdir eden herkes bu duruma üzülür

Kimse “Bu memleket cahil geldi, cahil gidiyor” diye mani düzmesin. Türkiye liselerinin ortaokullarının eğitimini düzenlemek Tanzimat Devri’nin en büyük başarılarındandır. Darülmuallimin ve Darülmuallimât’ın yani Erkek ve Kız Öğretmen Okulları’nın teşkili, Rüşdiye yani Ortaokul müfredatı, vilayet merkezlerinde liselerin kurulması bu atılımın başını teşkil eder. Türkiye’nin en fakir ve sorunlu zamanlarında o liselerden mezun olan çocuklar her yere uyum sağlayabildiler. Ankara Atatürk Lisesi’nin mezunları arasında Gazi Yaşargil vardır. Mardinli Aziz Sancar Hoca her yerde okuyabildi ve buraya kadar geldi.

Önce 1950’den sonra seçmen kandırmak için altyapısız lise ve ortaokulları çoğalttık, sonra hızlandırılmış eğitim safsatasıyla Gazi Eğitim ve Çapa gibi öğretmen okullarının canına okuduk. Bu işlerin sağı solu yok; her partinin günahıdır.

Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı bu eğitimin bürokratik ve akademik yükünü kaldıramıyor. Aslında her türlü kayırmacılık ve partizanlığın aleti değil, öncüsü bir kuruluştur. Buna üzülmek için Türk olmak gerekmez, güzel şeylere hayran olan herhangi bir insan evladı da üzülür.

Artık kendimize gelelim, kasabalı politikacı zihniyetiyle ziyan ettiklerimiz kendi evlatlarımızdır.
Çağdaş medeniyet iki dal üzerinde durur: Filoloji ve matematik. Bu iki dalda iyi eğitim veremezsek üniversitelere hazırlıksız insan gelir. Hele üniversiteleri bir siyasi dergâh haline dönüştürürseniz çok vahim neticeler elde edersiniz. (19)

            *
Bakan Yılmaz, PISA sonuçlarını değerlendirdi

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, tek bir kritere bakılarak, Türkiye'nin eğitim durumunu değerlendirmenin hata olduğunu ileri sürerek, "Türkiye, geçmişe kıyasla eğitime daha çok önem veriyor, eğitime daha fazla kaynak ayırıyor ve eğitimde de alınan sonuçlar çok daha iyi durumdadır. Eksiklerimizin farkındayız, ama geçmişe göre çok iyi durumdayız." dedi.
Uygulamaya hem özel hem devlet okullarının katıldığını belirten Yılmaz, raporda "Devlet okullarında okuyan öğrencilerin başarısı, özel okullarda okuyan öğrencilerden daha fazla." denildiğini söyledi.
Yılmaz, öğretmenlerin hizmetiçi eğitimine önem verileceğini, Öğretmen Strateji Belgesi'nin yayımlanacağını, Öğretmen Akademisi'nin hayata geçirileceğini, performans değerlendirme sisteminin getirileceğini bildirdi. (20 )
____________________
1.      http://www.egitimajansi.com/haber/meb-pisaya-iliskin-on-rapor-yayimladi-sonuclar-ic-acici-degil-haberi-55789h.html
2.      http://www.sozcu.com.tr/2016/egitim/pisa-2016-sonuclari-ve-turkiyenin-cozemedigi-matematik-1090252/
3.      http://www.hurriyet.com.tr/pisa-2012-sonuclari-ve-turkiye-basari-mi-basarisizlik-mi-25302046
4.      http://www.mfa.gov.tr/oecd-uluslararasi-ogrenci-degerlendirme-programi-_pisa_-testleri_-zorunlu-egitimini-tamamlamis-ogrencilerin-degerlendirilmesinde-yeni-ufuklar-.tr.mfa
6.      http://www.mfa.gov.tr/oecd-uluslararasi-ogrenci-degerlendirme-programi-_pisa_-testleri_-zorunlu-egitimini-tamamlamis-ogrencilerin-degerlendirilmesinde-yeni-ufuklar-.tr.mfa
11.  Ali Sirmen, 11 Aralık 2016
15.  Cevher İlhan,12 Aralık 2016



17.  Cevher İlhan, 09 Aralık 2016,



18.  Haber: Mustafa Sait Önal; 12. 12. 2016http://www.yeniasya.com.tr/egitim/turkiye-egitimi-dert-etmeli_418048



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder