“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

16 Nisan 2017 Pazar

Düşünmeye Davet




           T.C. 12. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesi için 16 Nisan 2017’de yapılacak halkoylaması dolayısıyla, 15 Nisan 2017’de İstanbul’un Sarıyer'inde kalabalığa seslenerek "Şimdi bir kilit ifade kullanıyorum. Yarınki seçim Sarıyer için bir işaret fişeği olacaktır" dedi…
Televizyonda bu kilit ifadeyi duyunca, bir çağrışımla ta 1972 yılına gittim:
İstanbul Tuzla Piyade Okulu’nda 112. Dönem yedek subay öğrencisiyim. Karlı ve fırtınalı bir havada savaş tatbikatı yapıyoruz. Karda zar zor ilerliyoruz. Tüfeği bile doğru dürüst tutamıyorum. Donuyoruz adeta… Derken işaret fişekleri atıldı. Allah! Allah! Allah! Naralarıyla hücuma kalktık. Nasıl olduğumu anlatamam; sanki birileri tepemden kaynar su döktü. Kanım büyük bir coşkuyla kaynarcasına akmaya başladı. Tatbikat olduğunu bilmemize rağmen bir anda böyle bir canlanma, böyle bir değişim yaşamamız içimi güvenle, umutla doldurdu.
Bu güvenim, bu umudum hâlâ devam ediyor. Bu yazımı da bu umut ve bu güvenle yazıyorum:
Sayın Cumhurbaşkanı kilit ifadeleri niçin kullandı Allah(cc) bilir. Bu konuda yorum yapmak haddim değil. 
Ben halkoylaması devam etmekteyken, henüz sonuçlar açıklanmamışken kendi kendime aldığım bir kararı, bir düşünceyi paylaşmak istiyorum.
Tabii, önce halk oylamasının hayırlı olmasını diliyorum. İster EVETler, ister HAYIRlar önde olsun, ne olursa olsun 16 Nisan 2017 Halk Oylaması Türkiye Cumhuriyeti için bir milat olsun. Açık deyişle;
·        Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma çalışmalarının başlangıcı olsun.
·        Laiklik, demokrasi ve sosyal adaletin gelişmesinin başlangıcı olsun.
·        Yasama, yürütme ve yargı erklerinin güçlenmesi başlangıcı olsun.
·        Kısaca tüm ulusumuzun mutluluğa kavuşması için ilk adım olsun
Umarım ki fikren ve bedenen bir çalışma seferberliği başlar. İnşallah ben de, gücümün yettiği kadar çalışmaya başlayacağım. 
Yukarıda yazdığımız gibi “işaret fişeği” sözü bana savaş tatbikatını hatırlattı. İnanın aynı duygu ve düşüncelerle doldum. Şimdilerde şarj oldum mu diyorlar. Evet, savaşa hazırım. Tabii, emekli bir öğretmen olarak cehaletle savaşı kastediyoruz:

Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.

Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.

En büyük savaş cahilliğe karşı yapılan savaştır. Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.” (Atatürk)
 “Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir.” (Atatürk)
*
16 Nisan 2017 Halkoylaması bilgilendirme çalışmalarında şu hususları üzülerek tespit ettim:
·        Bunca olaylardan, hele 15 Temmuz ihanetinden sonra bile dinimiz istismar ediliyor. Din adamı, din âlimi sıfatlarını taşıyan bazı kişiler de bu istismarlara yardımcı oluyorlar. Bu üzücüdür elbet. Daha üzücü olan ilâhiyatçılarımızın suskun kalmasıdır.
·        Hukukla uzaktan yakından ilgisi olmayanlar anayasa profesörü kesilirken hukukçularımız susuyor.
·        Mitinglerde, şurada burada halkın duyguları da istismar ediliyor. Gerçekler çarpıtılarak verilmeye çalışılıyor; ama aydın dediğimiz kimseler yine susuyor.
·        “Üslûb-i beyân aynıyla insandır.” Yaygın sözünü duymuşuzdur. Bundan da anlıyoruz ki:  “Bir insanın insanlığı (kişiliği, karakteri, değeri) konuşmasına ve konuşmasında tercih ettiği üslûba (ifade tarzına) yansır, onu orada görebilirsiniz.” Mitinglerdeki beyanlar az üzücü değil.
Haklarını teslim edelim, bazı din adamlarımız, bazı hukukçularımız, bazı aydınlarımız görevlerini hakkıyla yapmaya çalışmışlardır. Bunlara sözümüz yok tabii. Aslında sözüm kendime.
 Bildiği halde, konuşması gerektiği halde susanların cahillerden ne farkı var bilemiyorum. Bu kişilerden bilgilerini davranış halinde göstermeleri beklenirdi. Öğretmen And’ında demiyor muyduk?
“Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
Bu suskunlar ayrı bir çalışma konusudur. Biz sadece “Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar) sözünü hatırlatarak geçelim.
Halkoylaması  sonuçları belli olmadan aldığım karar gayet basit ve olağan bir karardır. 
Öğretmenin emeklisi olmaz. Zaten İslâm’da emeklilik yoktur. Beşikten mezara dek öğreneceğiz.
İnşallah Hukuk, Eğitim bu arada Dini Eğitim, Ekonomi ve Yönetim alanlarında(HEEY) ve diğer alanlarda yararlı gördüğüm konuları öğrenmeye çalışacağım. Bu arada öğrendiklerimi de paylaşmaya çalışacağım.
Dikkat edilirse öğreteceğim demiyorum; çünkü biliyorum ki kimse kimseye öğretemez; insan ancak kendisi öğrenir. Sokrates de demiyor mu “Kimseye hiçbir şey öğretemem sadece onların düşünmesini sağlarım.”
Halkoylaması sonuçları açıklandığında muhtemeldir ki herkes halkı itidale, sakin olmaya, birbirlerine saygı ve sevgi göstermeye, kutuplaşmayı bırakıp bir olmaya, diri olmaya, kardeş olmaya vb. davet edecektir. Ben de yukarıda sayılanlara ek olarak ayrımsız herkesi “DÜŞÜNMEYE DAVET” ediyorum.
Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy-İstanbul, 16. 04. 2017


2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    Türk milleti, % 51 evet oyuyla başkanlık sistemini onaylamış bulunmaktadır. Ben bu iradeye saygı duyarım. İnşAllah vatanımız ve milletimiz için hayırlı ve hayırlara vesile olur.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Yorumunuz için teşekkürler.
      Halk oylaması, söylediğiniz gibi inşallah hayırlara vesile olur.
      Hayırlı günler dileğiyle selâmlar...

      Sil