“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

24 Nisan 2017 Pazartesi

...gereği arz ve rica olunur



Gencal ne yapıyor ?

HEEY Sabahattin Gencal’ın, çağdaşlaşma çabasında olan bir devletin sorunlarını çözmedeki öncelik önerisidir.
HEEY’in açılımı Hukuk, Eğitim, Ekonomi ve Yönetimdir. Yani çağdaşlaşma çabasında olan bir devlet öncelikle, ayrı ayrı bir dal gibi değil bir dal gibi düşünerek hukuk, eğitim, ekonomi ve yönetim sorunlarının çözümüne öncelik vermelidir.
Gencal HEEY’i dört ayaklı bir masaya benzetmiştir. Devletlerin binbir sorunu olabilir. Küçüklü büyüklü tüm sorunlar tek tek HEEY (Diğer ismi ile GENCAL) MASASI’na yatırılmalıdır.
Gencal HEEY önerisini kabul ettirebileceğini, en azından tanıtabileceğini sanmıştır. Çünkü masanın dört ayağı hakkında da az çok bilgisi olduğu düşüncesine kapılmıştır. Uzun yıllar öğretmenlik ve okul yöneticiliği yapan, Hukuk Fakültesini de bitiren Kamu Yönetimi Uzmanı Gencal, masanın dördüncü ayağı ekonomiden bihaber olduğunu çok geç anladı. Rahmetli eşi sayesinde tek maaşla borçsuz harçsız güzel bir hayat sürmesini bir beceri olarak kabul etmiş. Oysaki tutumluluk ve israftan kaçınma, planlı tüketim artık miadını doldurmuştur. (Aslında doldurmamıştır; ama öyle empoze ediliyor.)
 Dünya köyünde at koşturan emperyalistlerin öncüleri ve yerli işbirlikçileri her türlü vasıta ile aşırı tüketimi ve gösterişi pompalamışlardır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti her alanda dışa bağımlı oldu. Yani ekonominin beli bükülürken masanın dördüncü ayağı kırıldı. Kısa deyişle öneri eksikli ve özürlü duruma geldi. Buna rağmen Gencal üçayaklı masaların da işe yarayabileceğini düşündü.
 Gencal masa benzetmesini ileri götürmedi. Yani ayakların aynı boyda olması gerektiği, onların üzerinde bir tabla/yüzey olması gerektiği şu veya bu gerektiği üzerinde durmadı. Masanın tablasını / üstünü ahlâka benzetmesine rağmen Gencal bunu önerisinde yazmadı. Çünkü ona göre, ahlâk insanım diyen herkeste olması lazım gelendi. Ama Gencal maalesef burada da yanıldı. Çünkü büyük bir ahlâk sorunu var. Masa sadece dört ayağı ile masa olabilir mi? Sayısız hukuk fakültelerin olsun, büyük bir eğitim ordun olsun, ekonomiyi canlandırabilecek büyük insan potansiyelin olsun, çağdaş sistem yaklaşımı ile yetişen yöneticileriniz olsun, uzatmayalım neyiniz olursa olsun ahlâk olmayınca HEEY Masası oluşamıyor. Bırakın sorun çözme aracı HEEY / GENCAL MASASI oluşturmayı basit tahta masada da karşılıklı oturmuyor yetkililer /görevliler.
Ahlâk ile din çoğu kez karıştırılmakta bazen de aynı kabul edilmektedir. Bu konu ayrı bir çalışma konusudur onun için üzerinde çok kısa durulacaktır.
Dini istismar edenler, bir grubu, bir bloku ötekileştirmede hatta düşman ilân etmektedir. Düşmanı yenmek için her türlü hileye başvurulabileceğinden hareketle yalan, iftira, kumpas, tuzak, komplo vb. her türlü melâneti mubah görmektedirler. O kadar ileri gidilmektedir ki kendilerinde görülen bütün pislikleri karşısındakilerin üzerlerine atabilmektedirler. Bu durum elbette ki üzücüdür; ama daha üzücü olan din âlimlerimizin bu durumda suskun kalmalarıdır.   
Aydınlarımız suskun kalınca ahlâksızlığın boyutları genişlemektedir. Bütün değerlerimiz, bütün kazanımlarımız yok edilmeye çalışılmaktadır. Cumhuriyet kazanımlarımız yani sıra emperyalistlerin bir asırdır yıkmaya çalıştıkları Mustafa Kemal Atatürk  yanlış tanıtılarak halkın gönlünden çıkarılmak istemektedirler. Dünyaya örnek olan Kurtuluş/Bağımsızlık/İstiklâl Savaşımızın önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularının lideri, sadece kahramanlığı ile değil devlet adamlığı ile de örnek olan, sembol olan Atatürk’ü bir put gibi göstererek onun değerini yok etmeye çalışmaktadırlar. Oysa gerçek Atatürkçüler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e büyük saygı duymakta; ancak ona tapmamakta, ona biat etmemekte, akıllarını ona emanet etmemektedirler. Yalnız Atatürk’ün mimarı olduğu değerlere örneğin akla, laikliğe, adalete, tam bağımsızlığa ve yasalarda da ifadesini bulan Atatürk ilkelerine bağlıdır Atatürkçüler.
Gencal’ın HEEY önerisi her zaman geçerli olacak bir öneri olmakla birlikte masa benzetmesiyle tam olarak tanıtılamamış bir öneri olmuştur.
Gencal 2007 yılından beri dillendirmeye başladığı önerisini bir sistem haline getirememiştir. Çünkü yukarıda da belirtildiği üzere Gencal’ın ekonomik gücü de yok, bilgisi de yoktu. Bugün ise gerek hukukla, gerek eğitimle, gerekse yönetimle ilgili bilgilerini de unutan Gencal bir karar aşamasındadır:
1.     Gencal, ya yeniden bismillah deyip okumaya başlayacak veya
2.     Hukukçulara, eğitimcilere, ekonomistlere ve yöneticilere müracaat ederek bunların HEEY sayfasında (HEEY kovanında) toplanmasını sağlayacak.
Samimi olarak söylemek gerekirse;  her ne kadar şeytanların şerrinden Allah’a sığınıp Bismillâh diyerek başlansa bile bir sonuç elde edilemez. Ne hukuk kaldı, ne eğitim, ne de yönetim. Ekonomistlerse uyarıyor: Satacak bir şey kalmadı.   Allah göstermesin, artık topraklarımızın satışına sıra geliyor.
         İkinci şık akla daha yakın geliyorsa da bu da kolay olmuyor. Gencal birçok kişiye yazı ile başvurdu. Gencal’ı şahsen tanıyan birkaç kişi hatır için HEEY’e yazı göndermeye başladı; ancak diğerleri, ya yazıya bile cevap vermedi veya başarılar dileyerek yazamayacağını bildirdi. Gencal bunların hiç birini kınamadı, kınamayacak da.
         Korku bulaşıcı bir hastalık sanki. Küçücük bir blogda bile yazmaya korkar oldu aydınlar.
         Gencal, bu anda şaşkın bir vaziyettedir: Korkuların üzerine gitmeyi tavsiye edemiyor, Çünkü kendi de korkuyor.
Gencal’ın aklından merhum Tevfik Fikret’in dizeleri geçiyor:

          Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler; 
           Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi! 
           Kanun diye topraklara sürtündü cebinler; 
           Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi...
          Bihude figanlar yine, bihude eninler.[i]

Gencal korkuyor: Kanunları tepeleyenler din diye diye dini, ahlâk diye diye ahlaki mı tepeleyecekler. Milyonlarca genci işsiz, bütün ulusu umutsuz mu bırakacaklar…
         Fikret,  Gencal’ı ve okuyucuları uyarıyor:

Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken
Sussun diye vicdanına yumruklar inerse; 
Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken
İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse; 
Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken!

         Gencal sesleniyor:
         Basın kuralları çerçevesinde HEEY bloğunda bir arı da siz olun. HEEY bir kovan olsun.
         Umut üretilsin, güven üretilsin, bilgi üretilsin, kültür ve sanat üretilsin kısaca bal üretilsin bal. Bu suretle güzel olur istikbal.

         Gencal’ın çağrısına kulak vererek gereğinin yapılması arz ve rica olunur.
        
         Sabahattin Gencal
Hamidiye-Çekmeköy- İstanbul, 24. 04. 2017




[i] Şiirin tamamını okumak için bakınız: https://www.antoloji.com/doksan-bese-dogru-siiri/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder